10 Temmuz 2014 Perşembe

Sen söyle şimdi!...




İçinde bulunduğu sıkıntılarını başkalarına da anlatmak onlarında huzurunu bozmak istemediği için mümkün mertebe sessiz kalmaya sorulanlara sakin sakin cevap vermeye gayret etti. Sanki hiçbirşey yokmuş gibi davranmaya çalıştı, fakat saatler ilerleyip gecenin karanlığı bastıkça içindeki sıkıntı ve huzursuzlukta katlanarak artmaya başladı.

Çevresinde onu pekte anlayabilecek birileri yoktu her zamanki gibi!..

Onun için bütün sıkıntısını içinde saklamaya gayret gösterdi. Hele bir sabah olsa da işin aslının ne olduğunu gidip öğrensem diye aklından geçirerek yerinden kalktı, belki yatağıma yatarsam uyurum böylece enazından kafamın içindekilerden kurtulmuş olurum diye aklından geçirerek yatak odasına doğru yollandı…


Yatağına uzandı ama gözünü bir türlü uyku tutmuyordu. Bir sağa bir sola döndü gözlerini kapattı, Kendi kendine gün içinde olanların bir detayını en ince ayrıntısına kadar tekrar tekrar aklından geçirdi.

Herşey gayet normaldi anormal denebilecek yâda şurada şunu eksik yaptın denebilecek bir yanlışlığı yoktu.

Sonra kendine telefonla söylenenleri bir kere daha düşündü, aklında kalan sözcükleri tek tek yeniden düşündü. Orada da pek anlaşılır bir durum yoktu. Telefonda uzun zamandır tanıdığı görevli ona neyi nasıl söylemişti. Söyledikleri arasında ne fark vardı. Acaba kaçırdığı yada unuttuğu bir söz oldu mu? Tekrar düşündü birdaha düşündü ama farklı bir şey aklına gelmedi.

Söylenenleri tek tek değerlendirdiğinde onu üzecek yada eyvah demesine sebep olabilecek bir şey yoktu.

Bu benim kuruntularım bir türlü bitmiyor diye hayıflandı kendi kendine tekrar yorganı başına çekti gözlerini kapattı kendini zorlayarakta olsa uyumaya çalıştı...

Uğraşıyor kendini zorluyor, derin derin nefes alıyor, sonra sayı saymaya başlıyor; bir, iki, ç,. dört , beş,.............,bisekizyüzkırkbir,binsekizyüzkırkiki,............onbeşbinyediyüzelli,onbeşbinyediyüzellibir,.......yüz yüzbinlere varıyor olmuyor, sonra geçmişini yaptıklarını arkadaşları ile yaşadığı enteresan olayları düşünüyor fakat bir türlü olmuyor işte neyapıyorsa yapsın bir türlü gözüne uyku girmek bilmiyor vesselam. Uykusuzluğun yanında sürekli kötü düşüncelerin üzerindeki baskısı, gerginliğin oluşturduğu ateş  vücudunun her yerinin  terden ıslanmasına sebep oldu   çıldıracak gibiydi.. Sinirlendi kendi kendine bir şeyleri homurdandı ama birtürlü olmuyor işte.... olmuyor olmuyor olmuyor....


Yataktan kalktı oturma salona geçti koltuğa oturdu, eline televizyonun kumandasını aldı kanallar arasında bir tur attı ama onu eğlendirecek yada enazından kafasındaki birsürü karmaşık düşüncenin bir anlık dahi olsa kafasından atılmasını sağlayacak bir program bulamadı.


Yabancı kanallara baktı belki bir maç vardır izlerim ama oda nafile sonra belgeseller kanallarına bir göz atıp acaba orada bir şey bulabilir miyim diye taradı fakat orada da ya bir inşaatın hafriyat çalışmaları ya bir Amerikan hapishanesinde katillerin işlediği cinayetlerin anlatıldığı can sıkıcı moral bozucu hikayeler hiçbiri onu kesmedi, eline bırakmak için defalarca karar almasına defalarca niyetlenmesine rağmen bir türlü bırakamadığı sigarasını aldı ağzına getirdi. Sigarasını yaktı derin derin dumanı içine çekip pencereden dışarı doğru üfledi. Bir fırt iki fırt derken sigara bitiverdi. Meret hemende bitiverdi dedi kendi kendine biraz gece karanlığında pencereden gökyüzüne baktı; pırıl pırıl gökyüzüne serpiştirilmiş gibi duran yıldızlara baktı sonra altın sarısı gibi gökyüzünde asılı duran gittikçede uzaklaşan aya baktı. Herşey kendi kanunları içerisinde kanun koyucusunun emirleri doğrultusunda hareket ediyordu. Tüm bunları görmemize rağmen hala ne diye kendi kendimize sorunlar çıkarırız kaderimizde ne varsa onu yaşayacağız bu olacak değiştirmek elimizden gelmez artık bu sıkıntıyı da stresi de bırakalım işimize bakalım diye düşündü. Hiçbir şeyin dinlendiremediği beynini gecenin sessiz karanlığında gökyüzünün sonsuz boşluğunu uzun uzun seyretmenin yanında hafif hafif esen rüzgar azda olsa onu rahatlatmıştı. Bir süre gökyüzünü sessizlik içinde seyretti. Saate baktığında vakit bir hayli geçmişti yarın işbaşı yapacaktı fazla uykusuz kalmak işteki performansını olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdı yatmak gerekir diye düşündü daha sonra da yerinden kalkıp yeniden inşallah uyuyabilirim umuduyla yatağına doğru gitti. 


Sabahın ilk ışıkları ardından gelen yakıcı yaz güneşi odaya vururken içeride oluşan sıcaklıkla beraber güneş ışınları da kafasına vurmuştu uykulu haliyle yerinden kalktı pencerenin perdelerini çekerek güneşin yakıcı ışıklarının içeriye girmesini önledi tekrar yatmak uykusuna devam etmek istiyordu ki bir gün önce tüm huzurunu kaçıran o sıkıcı telefon yeniden aklına geldi. Aklına gelmesiyle de uykusu tamamen kaçtı.


Lavaboya girdi elini yüzünü yıkadı dişlerini fırçaladı. Havluyla güzelce yüzünü ellerini kuruladı. Havluyu yerine astı. Aynaya baktı uykusuzluğun oluşturduğu yorgunluk gözlerinden her haliyle belli oluyordu. Ama bunu düşünecek zaman yoktu. Odaya gelerek üzerini çabucak giyindi çantasını kontrol etti. Cüzdanı telefonu gözlüğü hepsi yerinde duruyordu. Mesele yoktu artık arabanın anahtarını alıp evden çıkabilirdi. Asansöre bindi aşağı indi arabaya gidip kapıyı açtı koltuğa oturdu anahtarı besmele çekerek kontağa sokup çevirdi. Önce sinyal ışıkları sarı yeşil kırmızı hepsi yandı ardından da hepsi beraber söndü, tıpkı sıkıntılar gibi; geldi mi hepsi beraber gelir, bitince de hepsi beraber biter. Ama öyle biter ki bizim ömrümüzü de alıp götürür diye geçirdi aklından. Kontak anahtarını sonuna kadar çevirip arabayı çalıştırdı. Vites kolunu çekti ve telefonda kendisine verilen bilgilerin tam detayını öğrenmek üzere Ofise doğru yola koyuldu.

Etrafındakilere sezdirmek istemese de kafasının içinde fırtınalar kopuyor sanki beyni ellerine ve ayaklarına hükmetmiyordu. Her an bir hata yapacağım korkusu ile dikkatli olmaya çalışıyordu. Ama bütün gayretine rağmen olmuyordu işte.

Yanında oturan arkadaşının sorduğu soruyu bile duymamıştı. İkinci seslenişi üzerine farkına vardı kendini toplayarak ;

—Affedesin biraz dalgınım galiba!.. diyerek durumu geçiştirmeye çalıştı. Arabanın direksiyonuna bir başka şekilde sarılıp karşılaşacağı duruma nasıl karşılık vereceğini kafasının içinden planlamaya başladı. Tüm bu düşüncelerle yolunda sonuna da gelmişti. Hızını azalttı sinyalini verdi. Müsait olan bir otoparka yaklaştı arabayı park etti. Anahtarı eline alıp kontağı kapıları kapattı. Her ihtimale karşı kapıları yeniden kontrol etti. Yanlış yada eksik yoktu. Artık görüşmenin neden ve sonucunu öğrenmeye biran önce gitmeliyim dedi.


Hızlı adımlarla büroya yaklaştı. Yaklaşması ile kalbinin atışı da hızlandı ayakları onu ileri değilde sanki geri geri sürüklüyordu. Fakat çaresi yoktu biran önce gidip durumu öğrenmek ve ona göre hareket etmek zorundaydı. Çok gergin bir şekilde merdivenleri birer birer çıktı  sağına soluna baktı tanıdık bir yüz aradı ama kimsecikler yoktu koca dünyada sanki tek başına kalmıştı..

Büyük giriş kapısından içeri girdi evrakını alacağı salonu görevliye sorarak öğrendi kendisini sürekli sakin olmak konusunda için için uyararak tarif edilen kapıya doğru yürüdü, kapıya gelince üstünü başını birdaha kontrol etti, boğazındaki kılçıkları temizledi kapıyı iki kere tıklattı!.. İçeriden gir diye ses gelmesini beklemeden kapıyı açarak içeriye girdi.

İlk gözüne çarpan görüntü; görevli memurun önündeki masanın üzerinde bulunan bir sürü evrak oldu. Kimileri imzalanmış, kimileri imzalanmamış, kimileri ters, kimileri düz bir yığın evrak!..

Acaba hangisi bana geceyi haram eden, gözüme uyku girmemesinin sebebi olan evrak diye düşünürken görevli memur güler bir yüzle tebessüm ederek elini uzattı:


-Hoş geldiniz.. dedi o an içine bir rahatlama geldi kendi kendine kötü bir şey olsa mutlaka tavrı farklı olurdu deyip temkinli halini bırakmadan uzatılan eli sıktı hoşbulduk diye karşılık verdi sonrada beklemeye başladı..

Görevli memur masanın üzerindeki yığınla duran evrakların içerisinden bir kâğıt çıkardı önüne doğru uzattı:

—Adınızı soyadınızı günün tarihini ve teslim aldım diye yazıp imzalayın bu kadar deyip tekrar gülümseyince kendisini toparlayıp bozuntuya vermeden:

—Acaba konusu ne? Diye sordu

—Önemli bir şey değil zannedersem yılar önce açmış olup kazandığınız davanın temyiz kararı…
O an artık sinirden mi sevinçten mi kime kızsam diye geçirdi aklından akşamdan beri gözüme uyku girmedi neredeyse çıldıracak gibi oldum, sıkıntıdan yemek yemedim  her şey gitti mahvoldum diye düşünürken karşılaştığım duruma ne yapılır sen söyle şimdi!...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder